Bağdat Caddesi Bağdat Palas Apt. No :302 /1. D: 15 Kadıköy

Kanser ve Ozon Terapi

kanser ozon terapi

1918 yılında, Berlin-Darlem’deki Kaiser Wilhelm Enstitüsü’nün biyoloji bölümünde araştırmacı ve öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Profesör olduktan sonra 1930 yılında Hücre Fizyolojisi Bölümü’nün başkanlığına getirildi. Dünyanın tanınmış bilim kurulularından çeşitli madalyalar ve ödüllerden başka hücre solunumu ile ilgili çalışmasıyla 1931 yılında Nobel Fizyoloji ve Tıp Ödülü’nü kazandı.

Dr. Otto Warburg, 1931′de, oksijen yetersizliğinin ve hücre fermantasyonunun, kanser sürecinin parçaları olduğunu keşfetmesiyle Nobel Ödülü almıştı. Dr. Warburg o zaman şöyle yazmıştı:

“Kanserin tek ve nihai temel nedeni oksijensiz yaşamdır, yani ‘anaerobiosis’tir. Normal hücreler oksijene gereksinme duyarlar, oysa kanser hücreleri oksijensiz yaşayabilir.” Dr. Warburg, herhangi bir embriyondan alınan normal hücreleri laboratuvar tüpünde oksijensiz büyümeye zorlandığında kanser hücrelerinin özelliklerini aldıklarını gösterdi. Warburg, “Bu, normal hücrelerin, sadece tek bir değişkeni değiştirmekle, kanserli hücrelere dönüşebileceği anlamına geliyor” dedi.

Ozon terapi ile ilgili yapılan bilimsel çalışmalarda göstermiştir ki kan yoluyla yaptığımız major otohemoterapi sonrasında alyuvarların oksijen taşıma ve hedef dokulara oksijen bırakma kapasitesi artmıştır.Ayrıca alyuvarların elastikiyetini artırırak en uç organlara kadar oksijen taşınabilirlilik sağlanmıştır.

Sağlıklı bir hücrenin en önemli yakıtı oksijendir. Oksijensiz ve asidik ortamlar hücrenin sağlıksız bir hücreye dönmesi için iki önemli neden arasındadır diyebiliriz o zaman .

Diğer bir husus da bizim her gün binlerce hasarlı (kanser)hücre ile savaşımızdır. Bu savaşımızı destekleyen bir antioksidan sistemimiz vardır. Serbest radikaller hücreye saldıran zararlılardır. Bunlara örnek oksijensizlik,kimyasallar,doğal olmayan gıdalar,radyasyon,kötü beslenme ,güneş ,alkol ,sigara gibi bir çok neden sayılabilir.

Antioksidan sistemimiz hücrelerimizi bu hasara karşı korur . Yapılan ozon terapi sonrası kanda hidrojen peroksit ortaya çıkar .Bu madde ise karaciğerde bulunan antioksidan sistemimizin öncü maddesidir.Bu ve birçok çalışma ışığında diyebiliriz ki ozon tedavisi bağışıklık sistemimizin daha iyi çalışmasını sağlar. Bütün bunları yanyana eklediğimizde kanserli hücre oluşmasın diye destek olan ayrıca kötü hücrelerle savaşımızı destekleyen ozon tedavisi koruyucu hekimlikte önemli bir rol üstlenir

Logo
Goethe’nin dediği gibi ‘‘Güzellik, her yerde hoş karşılanan bir misafirdir.’’ Kliniğimiz hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz sizi bir kahvemizi içmeye bekleriz

Bizden Haberdar Olun